Her Şey Bir Adım ile Başlar!

Her Şey Bir Adım ile Başlar!

Spora ya da egzersize başlamamak için sebepleriniz çok fazla olabilir. Özellikle çevreniz de buna elverişli değilse hareket alanına giden yolda insanları da -sevgili, arkadaş, anne, baba vb- amerikan futbolu oyunundaki savunmacılar gibi, karşınızda sizi durdurmak isterken bulabilirsiniz. Şunu unutmamalısınız ki size engel olan onlar değil. Sadece ilk adımı attıktan sonra biraz kararlılıkla bütün engelleri aşabilirsiniz.

Bugün o ilk adımdan nerelere varabileceğinizi göstermek için iki örnek sunacağım. İkisi de branşlarında başarılı sporcular. Biraz da bu spor branşlarıyla ilgili fikriniz olmasını istediğimden iki değerli arkadaşımdan spora başlama hikayelerini, sporun hayatlarındaki anlamını ve yeni başlamak isteyenlere neleri önerdiklerini kendi ağızlarından anlatmalarını istedim.

İlk olarak Bilge Çingigiray’ ın “Serbest Dalış” hakkındaki anlattıklarına bakalım:

“2006 yılında serbest dalışa başladım. 2014 yılında hamile kalana kadar devam ettim. Oğlumun doğumundan üç ay sonra tekrar yarışmaya girdim ama iyi hazırlanamamıştım. Sonraki iki yıl, yarışmalara sistemli bir hazırlık yapmadan katılım gösterdim. Hamilelik sürecinde aldığım kiloları bir türlü veremiyordum. En sonunda spora ve elit düzeyde antrenmanlara dönme kararı aldım. Dört yıl sonra tekrar sistemli antrenmalara başladım ve ideal kiloma ve formuma kısa zamanda geri döndüm. Bana yıllardır çok şey katan bu spor şimdi de bambaşka hisler yaşamamı sağladı.

Bilge Çingigiray

Bu yaşadıklarımın dışında bu branşta milli takım adına yarışarak, yurt dışında kazandığım madalyalar sayesinde beden eğitimi öğretmeni olarak sınavsız atama hakkı elde ettim ve meslekte altıncı yılımı sürdürüyorum.
    

Bu spor branşını uygulamak isteyenlere en önemli önerilerim, mutlaka uzman kişilerden eğitim alarak bu spora başlamaları ve güvenlik önlemlerini her şeyin üzerinde tutmaları olacaktır. Unutmayın; asla “buddy”siz olmaz!”

Bilge2

 

Şimdi de “Açık Su Yüzme” hakkında Pervin Ünsün Anbarcılar’ ın düşünce ve önerilerine bakalım:

“28 yıldır yüzme branşındayım ve 17 senelik yüzme antrenörüyüm. 2001 yılında ilk açık su yüzme yarışım olan 13. Uluslararası İstanbul Boğazı Yüzme Yarışması’ na katıldım. Açık su yüzme yarışmaları bilinen diğer yüzme yarışmalardan çok farklı. Sporun doğa ile bütünleşmesi ve insanın kendi sınırlarını zorlaması olarak görüyorum. Açık suda yüzmek için enerjinizi doğru kullanmalı, akıntı yönlerini bilmeli ve gittiğiniz yöne dikkat etmelisiniz.

Pervin Anbarcılar

Üç tarafı denizler ile çevrili olan güzel ülkemizde açık su yüzme branşına verilen önem günden güne artmakta. Türkiye Yüzme Federasyonu, belediyeler ve özel girişimler sayesinde yılda ortalama 10 ve üzeri ulusal ve uluslararası yarışma yapılmakta. Açık su yüzme branşına başlamak ve açık su keyfini doyasıya yaşamak isteyen fakat uzun mesafelerden çekinenler için kısa mesafeli organizasyonlar düzenlenerek insanlar bu branşa teşvik edilmektedir.

Yüzme sporu ile uzun zamandır uğraşıp açık su branşında da yarışmak isteyenlere tavsiyem hiç zaman kaybetmemeleri. Havuzda sürekli dönüşler yaparak klorlu suda yüzdükleri mesafeleri, özgürce ve bol oksijen eşliğinde, doğal ortamda yüzmenin keyfine varsınlar.”

İkisi de branşlarında çok başarılı oldular ve hayatlarına bu kısa yazıya sığdıramayacağımız kadar olumlu yönleri oldu. İlk adımı attıktan ve biraz da ısrarcı olduktan sonra hayatınızda olumlu o kadar fazla değişiklik olacak ki bir daha vazgeçmeniz çok zor olacak. Umarım bu iki hikaye harekete geçmeniz için bir ilham kaynağı olabilir. Hareketli günler dilerim…